ALGORİTMA SENİ YİYOR
Telefonu elimize alır almaz başlayan bir yarış
var. Kaydır,beğen,paylaş...10 dakikada 50
içerik.Peki bu hızın içinde ne kadarını
gerçekten anlıyoruz?
Bugün bilgi dediğimiz şey artık gazeteden,
kitaptan gelmiyor.TikTok'tan,
X'ten,
nstagram' dan geliyor.Ve bu platformların
tek amacı var; seni ekranda daha fazla
tutmak.Bunu yapmanın yolu da sana en
çok tepkivereceğin şeyi göstermek. Öfke,
korku,merak. Algoritma seni tanıyor ve
"senin" dünyanı buna göre inşa ediyor.
..............
İşte bu yüzden medya okuryazarlığı artık
lüks değil,zorunluluk.
...........
Medya okuryazarı olmak,her gördüğüne
inanmamak demek değildir.Her gördüğünü
"neden bana gösteriliyor?" diye sormak
demektir.
.............
Burada sormamız gereken 3 temel soru
yaşam kurtarıcı özelliktedir.
.............
1.KAYNAK KİM?
Bu bilgiyi kim üretti?Gazeteci mi,anonim
bir hesap mı,marka mı? Profilin geçmişine
bakmak,biyografisini okumak 10 saniye
sürer. O 10 saniye seni dezenformasyondan
korur.
............
2.BAĞLAM NE?
30 saniyelik video bir olayın tamamı olamaz.
Kırpılmış mı,çarpıtılmış mı? Aynı haberi farklı
mecralardan kontrol etmek tembellik değil,
sorumluluktur.
.............
3. BENDE NE HİS YARATTI?
Eğer bir içerik seni aşırı öfkeledirdiyse ya da
"hemen paylaşmalıyım"dedirtti ise dur. Çünkü
duygusal anlarda beynimiz mantığı kapatır.
İşte tam o an tuzağa düşeriz.
............
Medya okuryazarlığı bize neyi izleyeceğimizi
söylemez.Nasıl düşüneceğimizi öğretir.
Reklamla haberi,yorumu gerçekle,mizahı
propagandadan ayırt etmemizi sağlar.
............
Unutma:Ekran sana neyi göstereceğine karar
verebilir.Ama sen neye inanacağına karar
verirsin.
.............
Bilgi kirliliğinin ortasında pusulan
muhakemendir.
Ve o pusulayı kaybetmemek,bu çağın
en büyük direnişidir.
.........
Son söz;Bİ DAHAKİ KAYDIRMADA ÖNCE
DÜŞÜN,SONRA TIKLA.

