EKONOMİK DURGUNLUK NEDEN DERİNLEŞİYOR
Türkiye ekonomisi 2026 yılının ortasına
geldiğimizde "DURGUNLUK" sözcüğünü
artık yalnızca raporlarda değil,çarşı pazarda
da duyuyoruz.Talep yavaşladı,
üretim frenledi,
hane halkı ise harcamayı ertelemeye başladı.
En belirgin tablo tüketim tarafında.Merkez
Bankası' nın sıkı para politikası ve yüksek
reel faizler krediyi pahalılaştırdı. Konut kredisi
aylık ödemeleri geçen yıllara oranla arttı,bu
nedenle inşaat sektörü yeni projeleri rafa
kaldırdı.Otomotiv ve beyaz eşyada
kampanyalara karşın satışlar yatay seyrediyor.
İnsanlar "önce bir görelim" diyerek dayanıklı
mal alımını erteliyor.
............
Üretim yanıda benzer sinyal veriyor.Sanayi
üretimi son üç aydır negatif bölgede.KOBİ'ler
iki problemden şikayetçi:Bir yandan
finansmana erişim zor,diğer yandan iç talep
zayıf.
............
İhracatçılar Avrupa' daki yavaşlama nedeniyle
sipariş kaybı yaşıyor.Stoklar erimiyor,yeni
yatırım iştahı düşüyor.
............
Enflasyon tek haneliye yaklaşsa da hissedilen
fiyatlar henüz cebi rahatlatmadı.Gıda ve kira
kalemleri bütçenin yarısından fazlasını yutuyor.
Bu da hizmet sektöründe bile ciroların
gerilemesine neden oluyor.Kafeler,küçük
perakende dükkanları "MÜŞTERİ ESKİSİ GİBİ
HARCAMIYOR" diyor.
.............
Peki çıkış yolu nerede?
.......
Ekonomistler üç başlıkta uzlaşıyor:
ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK,
SEÇİCİ DESTEKLER VE
VERİMLİLİK.
.............
Faiz indirimlerinin kademeli başlaması
bekleniyor ama piyasa bunun 2026 sonuna
sarkabileceğini fiyatlıyor.
............
Devletin KOBİ'lere yönelik uygun maliyetli
kredi ve enerji desteği isteği canlanabilir.
Uzun sürede katma değerli üretime geçiş
gerekiyor.
.............
Durgunluk kalıcı değil,döngüsel.Ancak bu
dönemin en büyük dersi şu:Tüketici güveni
toparlanmadan büyüme hikayesi yazmak zor.
Yurttaşlar harcamaya başladığı gün,piyasa da
yeniden nefes alacak.

